| |||||||||||||||
| |||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Künye | |||||||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Onlar sayıdır sadece!
İKİ gündür Dursunbey’deki maden faciasına kilitlenmiş durumdayız.
Yazı İşleri’ne haber yağıyor. İnternet sitemizin ‘gündem’ bölümünü maden faciasıyla ilgili son gelişmelere ayırdık. Dün akşam saatlerinde bize ulaşan en son haber, maden sahiplerinin tutuklandığı şeklindeydi. Bir mahkeme tutuklar, itiraz edersin, kabul görürse bir başka mahkeme serbest bırakır. Hukukta yol ve yöntem bitmez. Tutuklanan maden sahibi Erhan Ortaköylü, belki de yarın ofisinde taziye ziyaretlerini kabul edecek. Ya toprak olan on üç can? Onlar sayıdan ibaret… Bir gün on yedi olurlar, bir gün üç, bir gün on üç… *** NE oldu işte; grizu patladı, on üç işçi öldü, yaralılar hastanelerde tedavi altına alındı, ölenler bakanlı makanlı cenaze törenleri eşliğinde köylerindeki bakımsız mezarlıklara defnedildi. En azından ölürken itibarlandılar!.. Kapaksız tabutlarının ucundan tutuverdi devletin bakanları… Eh, sandıkta oy verip seçtikleri, sonra bir daha yüzünü görmedikleri milletvekilleri de katıldı cenazelerine… Anaları, bacıları, eşleri, döşlerini dövüp acıdan kıvranırken anlamadılar belki ama, Başbakan da ekrandan ölenlere rahmet, kalanlara sıhhat diledi; ayrıca cumhurreisi de taziye dileklerini sundu. ..ki bu arada çeşitli devletlerin başkanları da üzüntülerini sunup başsağlığı diledi, cumhurreisi aracılığıyla. Ölen madencilerin çocukları, Dursunbey’in dağından başka yer görmeden yitip gitmiş babalarının bakanlı makanlı cenazelerini hatırlayacaktır hep; ve o gurur manzarasını, istiklal madalyası gibi taşıyacaktır zihninde… *** TAŞIR, taşımaz orası kendi bileceği şey.. Ama yaşam boyu soracağı bir soru olacak: “Benim babam neden öldü?” Büyüklerden biri, kaderine razı olmuşluğun rahatlığıyla şu yanıtı verecek: “Madencinin kaderi bu, her madenci ailesinde bir şehit vardır…” *** ŞEHİT.. Öyle kabul edelim; görev başında ölen için de ‘şehit’ denir. Erhan Ortaköylü de öyle diyor: “Şehitlerimiz var…” Kazadan sonraki ilk sözleri böyle. *** 2006’da on yedi işçi hayatını kaybetti o ocakta.. 2010’un şubatında on üç kişi… Toplamı otuz eder.. Dedik ya başta, ‘sayıdan ibaret onlar’… Otuz ölü… Yirmi küsur yaralı… Ölenler için ‘kişi başı’ 10 bin lira.. Yaralılar için 5 bin lira… Eh, şikayetçi olmayıp ‘kader böyle imiş’ dersen, şirketten de alırsın üç beş… O saatten sonra, “kömür ocağında işçi sağlığı ve iş güvenliğine gereken önem verilmiyordu” vaveylaları savurmanın da anlamı yoktur artık; “kader” deyip sineye çekeceksin!.. *** TEKNİK incelemeler, bilirkişiler falan ‘kader’ mi diyecek, ‘kusur’ mu, bekleyip göreceğiz. ******************* Koordinasyonsuzluğun fotoğrafı MADEN kazası, Balıkesir’de kurumlararası koordinasyonsuzluğun ne düzeyde olduğunu da ortaya koydu. Ocaktan çıkan cesetler ve yaralılar çevredeki hastanelere taşınırken, Vali Yılmaz Arslan canlı bağlantıyla televizyonlara bilgi veriyordu: “On yedi işçi yaşamını yitirdi…” Kısa süre sonra bölgeye gelen Çalışma Bakanı, ölü sayısını on üç olarak açıklıyordu. Keşke hiç ölen olmasaydı, keşke böyle bir facia hiç yaşanmasaydı. Ama olay varsa, tesbit ve müdahale de sağlıklı şekilde olmalı. Tesbit hatalı.. Bilgilendirme eksik.. Koordinasyon yok… Balıkesir’deki hastanelere getirilen cesetler, mükerrer olarak kayda geçiyor. Sonradan gerçek anlaşılıyor, ölü sayısı on üç olarak açıklanıyor. En çok üzüldüğümse, kazada ölen genç mühendisin cenazesinin taksi bagajında memleketine götürülmesi oldu. Bir cenaze aracı, bir ambulans bulamadınız mı? ***************** Bıraktım… BİRAZ kendi çabamla, biraz baskı, biraz da terapi yardımıyla sekiz gündür sigara içmiyorum. Yirmidört yıl günde en az iki paket sigara içtikten sonra.. Zor oluyor.. Katlanması gerçekten zor.. El ve dudak alışkanlığı, yoğun nikotin isteği.. Bu noktada ‘Moraterapi’nin de desteği oldu; bu faslı daha uygun bir zamanda uzun uzun anlatarım size. Bırakamam sanıyordum… Sekiz gündür içmiyorum. Arıyorum, hele de belli saatlerde çok arıyorum. Ama direniyorum; içme isteği henüz geçmiş değil. Yalnız bir şey söyleyeyim mi; henüz sekiz gündür içmiyorum ama, içenleri görünce yan yan bakmaya başladım bile.. Sigara içilen ortamlara zorunlu olarak girdiğimde o kesif koku ve dumandan nasıl rahatsız olduğumu anlatamam. Geçen gün elimi sıkıp yanağını uzatan birine, “leş gibi sigara kokuyorsun” dedim hatta… Sekiz gündür ağzımda o kötü koku yok; parmaklarım, üstüm başım leş gibi kokmuyor. Çekirdek, ciklet, meyveye hücum… Biraz kilo yaparız, sonra veririz. Yediğim yemeklerin tadını alıyorum. Şimdilik bu kadar; sonra şu sigara bırakma işini uzun uzun anlatacağım size. ******************** Haline şükret Tuncay Bey! EDREMİT Belediye Başkanı Tuncay Kılıç’tan basın açıklaması gelmiş.. Hacizlerle, icralarla boğuşan Başkan Kılıç, 1999 model makam araçlarına binmekten şikayet ediyor. “Yeni bir araç alsam hemen yazarsınız, eski model araçlarla can güvenliğim yok bunu da yazın” diye gazetecilere sitem ediyor. Kılıç’ın küçümsediği makam araçları 99 model.. Biri binek, diğeri jip.. Henüz on yaşında araçlar bunlar.. Trafikte 78 model araçlar seyrederken 99 modeller yeni sayılır. Ayrıca yeni olmasa ne olur; on yaşında oluversin.. Arıza yaparsa gönderirsin servise. Yolda kalırsan, çağır yol yardımı, anında geliyorlar. Başkan Kılıç yoksulluk edebiyatı yapıyor. Ama küçümsediği 99 model Renault, paşaların makam aracı hala… Ayrıca asker, ikinci dünya savaşından kalma vilis jiplere biniyor, ses çıkarıyor mu?.. Haline şükretmeli Tuncay Kılıç, en azından ayağını yerden kesen iki makam aracı var. Borçtan, hacizden dem vuruyor ya sürekli.. Elindekiler de gidiverir billah, yaya kalır… ...
|
|
|||||||||||||
![]() Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz Görsel Tasarım : Zafer Çarti RSS Kaynağı Yazar Girişi Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||